YENİ ASIR

Yaşanmış bir öykü


20 Temmuz 2004

Bir arkadaşımın gönderdiği bu ibret verici öyküyü sizlerle paylaşmak istedim. Özellikle tüm gençlerin dikkatle okumasını önemle rica ediyorum;
Bir genç cumartesi gecesi bir partiye gidiyor. Çok eğleniyor, birkaç bira içiyor. Partiden tanıştığı bir kız ondan çok etkilenmiş görünüyor ve onu başka bir partiye davet ediyor.
Hemen kabul ediyor ve diğer partinin gerçekleştiği yerde birkaç bira daha içiyor ve daha sonra anlaşıldığı üzere birileri buna uyuşturucu veriyor (hangi uyuşturucu olduğu bilinmiyor.)
Daha sonra bu genç uyandığında içi buzla doldurulmuş bir küvette çırılçıplak olduğunu anlıyor. Hala içkinin ve uyuşturucunun etkisinde olduğunu hissediyor ve etrafına baktığında yalnız olduğunu anlıyor. Çevresine bakarken göğsünde rujla yazılmış bir kağıt olduğunu fark diyor. Kağıtta söyle yazıyor: "112'yi ara yoksa öleceksin!"
Küvetin yakınında bir telefon görüyor ve hemen 112'yi arıyor. Ama nerede olduğunu, ne içtiğini, kimlerle olduğunu bilmediğini söylüyor. Operatör hemen küvetten çıkmasını ve bir aynanın karsısına geçmesini söylüyor. Genç, göğsünde hiçbir anormallik görmüyor ama operatör sırtına bakmasını söyleyince, sırtında 2 tane büyük yarık olduğunu fark ediyor. Bunun üzerine operatör, onun tekrar buz dolu küvete dönmesini ve orada ambulansı beklemesini söylüyor.

KÖTÜ HABER
Hastanede yapılan incelemeden sonra, 2 böbreğinin de çalınmış olduğu anlaşılıyor. Her bir böbrek karaborsada 10.000 Dolar ediyor (gencin bundan haberi yok tabii). Daha sonra anlaşıldığına göre: 2. parti tamamen sahte, bu ise karışan insanların çok iyi tıbbi bilgileri var ve verilen uyuşturucu eğlence amacını içermiyor. Su anda bu genç hastanede, onu yaşamda tutan bir alete bağlanmış durumda ve hala dokularına uygun bir böbrek bekliyor.
Büyük şehirlerde aktif durumda böyle pek çok grup olduğu biliniyor. New Orleans, New York ve bir söylentiye göre İstanbul ve Ankara'da da faaliyet gösteriyor Bu mafya çok iyi örgütlenmiş ve finanse edilmiş. 112 bu suçu tanıdığından dolayı, kişileri hemen aynaya yönlendirerek, olayın boyutunu anlamaya çalışıyor.

BİR BAŞKA HİKAYE
Arkadaşı Sultanahmet civarında bir çay bahçesinde oturuyormuş. Bir çay söylemiş. Yan masaya iki adam oturmuş ve onlar da çay söylemişler. Çaylar gelmiş, çayı 2 adama uzatan garsona, adamlar "yok" demişler, "delikanlıya ver, daha önce geldi kendisi". Delikanlıyla "yok, siz için" gibisinden ufak sakalaşmalar olmuş. Çaylar yudumlanırken 2 adam yemekte oldukları bisküvilerden delikanlıya ikram etmişler. Delikanlı da kıramamış ve bir kaç tane alıp yemiş. Daha sonra otobüsüne binmek için oradan kalkmış. Otobüse bineceği sırada uykusu gelmeye başlamış. Etrafına baktığında çay bahçesindeki
adamların kendisini izlediğini farketmiş ve telaşa kapılmış. Çoğu kimsenin bildiği, Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden birinin de anlattığı bir 911 vakası aklına gelmiş: Böbrekleri çalınan birisi. Her neyse... Hemen kendisini alması için arkadaşına telefon etmiş.
Arkadaşı gelmiş ve hastaneye gitmişler. Doktorun sözleri: "Eğer eve gitmiş olsaydın bir daha uyanamazdın. Çünkü sana verilen uyku ilacının dozajı öldürücü düzeyde!"