İNTERNET HABER

Zihinsel iklim zehirlendi


09 Mayıs 2009

Mardin katliamının izlerini televizyondan izlerken Kill Bill filmini hatırladım.Uzun yıllardır ben de hala etkisini sürdüren Quentin Tarantino’nun  Kill Bill filmini izleyenler ne demek isteğimi çok iyi anlayacaklardır. Film de gelin evleneceği gün saldırıya uğrar. Ona bu saldırıyı düzenleyense kocası Bill'dir. Bir zamanlar kadınlardan oluşan bir suikast timinin başkanı olan “Gelin” gruptaki diğer elemanların ona karşı gelmesiyle tam da nikâh gününde korkunç bir saldırıya uğruyor. Başını Bill'in çektiği suikastçılar onu ölüme terk ediyor.Ortalık kan gölüdür ve salonda ki herkes ölür. Ancak 'Gelin' ölmüyor ve beş yıl komada kaldıktan sonra intikam için dönüyor.

Mardin’de ki katliam olayı bana yine o filmi hatırlattı. Burada gelin Sevgi öldü. Ama ölmeseydi eminim mutlaka intikamını alırdı. Ya aldırılırdı…Çünkü yörenin kanunları böyle. Fakat yine de belli ki geride kalanlar bu işi tamamlayacaklar. Belki bir yıl,belki de beş yıl sonra.Ortalık yatıştıktan veya herkes öyle olduğunu sandıktan hemen sonra.

Tüm 'yi yasa boğan ve koruculuk sistemi üzerinde tartışmalara neden olan Mardin'deki katliamla ilgili, şehrin valisi Hasan Duruer’i  NTV'de Can Dündar'ın sorularını yanıtlarken izledim.

Vali, şaşırtan ve tartışılacak bir  öneriden bahsetti. Koruculuk sisteminin katliamda belirleyici olmadığını, kıskançlık faktörü üzerinde durduğunu belirten Duruer, cahillik vurgusu yaptı ve kız çocuklarının okutulması konusunda örf, adet ve inançları göz önüne alarak ayrı okullar, yurtlar yapılması gerektiğini söyledi. Yani kızları ayrı okullarda okutarak işi çözecekmiş. Vali ya başka bir dünyada yaşıyor, ya da şaşkınlıktan ne dediğini bilmiyor.

Bu arada hatırlatmak isterim ki katliamda kullanılan silahlar devletin silahlar, yani korucuların. Köy tamamıyla korucu; 24 korucu var. Kin, husumet, nefret, intikam alma duygusu, yani tam bir ilkellik hakim.

Buna rağmen Sayın Vali kızları ayrı okullara göndererek sorunu çözeceğini zannediyor.

Vali Hasan Duruer  ;”Okul öncesi eğitimi açısından yüzde 20'ler düzeyindeyiz. Bu çok süratli biçimde yüzde 80'lere 100'ler çıkartılmalı. Şu anda kızların okuması gibi bir şeyin söz konusu olamayacağını değerlendiriyorum. Kızlarımızı kadınlarımızı eğitirsek, aile ve toplumu eğitmiş oluruz...”diyor.

 

Yani iş sadece kızların eğitimsizliğine ve ayrı okullarda okutulmasına kalmış.Ben buna kafasını deve kuşu gibi kuma gömmek derim. Erkeklerin eğitimsizliğinden ,cahilliğinde söz eden ,töre ,intikam  duygularından bahseden yok.

Kendi kadın ve kızlarını öldürmelerinden ,sonra da  intihar süsü vermelerinden bahseden yok.

 

Konu hakkında geçtiğimiz günlerde Ahmet Altan çok güzel bir yorumda bulunmuş.

“ Zihinsel iklim zehirlendi. “ Ne kadar güzel ve yerinde benzetme. Ben de günlerdir olaya isim bulmaya çalışıyordum. Altan yazısına şöyle devam ediyor;
Bu katliam, “devletin şımarttığı” korucuların zıvanadan çıkmasıyla açıklanacak gibi değil. İnsanların “Kalaşnikovla” sokaklarda dolaşmasının normal karşılandığı, her gün çatışma haberlerinin geldiği, köylere sürekli tabutların gönderildiği bir iklimden söz ediyoruz. Korucular için gidip bir yerlerde çatışmaya girip adam öldürmek ya da ölmek sıradanlaştı.”

 

Evet işte asıl mesele bu…Ama yetkililer ne yapıyor,kızları ayrı okullarda okutarak sorunu çözeceğini sanıyor.

Gerçeklerden kaçarak sorun çözülemeyeceğini öğrenemedik gitti.