İNTERNET HABER

Vakit'in haberi ; "Mukaddes Avluda Şarap Küstahlığı"


13 Temmuz 2009



 

 

10 Temmuz’da Vakit gazetesinin haber başlığını okuduğumda  içimden kendi kendime “ Eyvah ! Şimdi de İdil Biret  konseri hedef olmuş” diye karamsarlığa bürünmüş, ardından da günlük koşuşmanın içinde okuduğum bu haberi unutmuştum. Cumartesi gecesi eve geldiğimizde ancak gece haberlerinde olanları izleyebildiğimde   ise endişelenmekte ne kadar haklı olduğumu anladım.

 

Vakit Gazetesin’de yayınlanan haberin içeriği şöyleydi ;

Osmanlı'da cülûs bahşişi törenlerinin ve askerlerin cepheye uğurlanmasının Kur'an-ı Kerim okunarak yapıldığı Topkapı Sarayı I. Avlusunda Cumartesi akşamı caz konseri gerçekleştirilecek. Hakan Erdoğan Prodüksiyon tarafından organize edilen konserin reklamlarında ?Şarabını al gel mehtabı seyredelim' teması işleniyor. Piyanoda İdil Biret ve The Whitehall Orchestra tarafından verilecek konserin duyurusunda "Minder ve sandalyeleriyle Topkapı Sarayı'nın I. Avlusuna yayılmış, tarihi yarımadada günbatımına karşı şaraplarını yudumlayan izleyiciler 2009'un en çarpıcı klasik müzik konserini izleyecekler" ifadeleri kullanılıyor. Duyuruda kullanılan bir başka slogan ise, "Çaykovski, Şarap ve Günbatımı... Başka söze gerek var mı?"

Bu başlığı “  Mukaddes Avluda Şarap Küstahlığı  “ ve  haberi okuyan aklı başında olan herkes ortada bir provokasyon olduğunu ve konser günü  muhtelif olayların çıkabileceğini anlardı. Türkiye'nin dünyaca ünlü piyano sanatçısı İdil Biret'in İstanbul Topkapı Sarayı'ndaki konserinde yaşanacak gerilimin habercisi olan Vakit” gazetesi,  bir taraftan olayı provoke ederken,  diğer taraftan da aslında yetkililerin kulağını çekmiş oluyordu.

 

Topkapı Sarayı Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı ‘nın her şey olup bittikten sonra ki konuşmasını dinledim.

Ortaylı   "Konser sırasında su bile içilmesine karşıyım. Organizatör demiş ki, 'Şarabınızı alın çayırda uzanın'. Ben buna şimdi karşı çıkarım. İdil Biret bizim milli virtüözümüz. Bize gelen de doğru dürüst bir orkestra. Efendim, Çaykovski çalınıyor, çayıra mayıra uzanılmaz. Doğru dürüst bir reklam olur, doğru dürüst giyinilir. Her şeyin bir usülü vardır. Ben böyle olacağını bilseydim izin vermezdim. Konser dediğin açık hava parkı değildir. Açık havada yapılsa bile belli bir ritüeli vardır." şeklinde konuştu.

Ah be hocam, keşke izin vermeseydiniz !  Bu cahil topluluğun sizin bile iş işten geçtikten sonra “izin vermezdim” dediğiniz olaya karşı yaptıkları eylemin boyutu dua edin ki bu kadarla kaldı.

 

Unutmayın ki bu zihniyetler , 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 33 Alevi yazar, ozan ve aydının ve iki otel çalışanının yakılarak hayatlarını kaybetmesi, oteli ateşe verenlerden de ikisinin de ölmesiyle sonuçlanan olaylar zincirinin de müsebbibidir.

 

Sorarım sizlere, bu ülke kaç tane daha İdil Biret, kaç tane daha Aziz Nesin yetiştirebilir? Anlayana…