İNTERNET HABER

Suudi Kadınları ve biz...


19 Şubat 2009

 

ABD’deki Washington Enstitütüsü’nün  Türkiye Masası şefi Soner Çağatay ,Waschington Post gazetesine yazdığı yazıda Türkiye’de kadının toplumsal statüsünün Suudi Arabistan’dan bile geriye düştüğünü yazmış ve buna dayanarak Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın ( BMKP) verilerini göstermiş.Çağatay yazısında 2002’de dünyada 62’inci sırada olan Türkiye Türk kadınının, Suudi Arabistan’dan bile geriye düşerek 90’ıncı olduğunu yazıyor.

Fakat kurumun güncellenmiş verilerine göre Türkiye 101’inci ,Suudi Arabistan ise 106’ıncı sırada. Yani makale yanlış yazılmış. Fakat ortada ki yanlışlık aslında çok da önemsenecek miktarda değil. Sonuçta Suudi Arabistan’la aramızda kala kala 5 sıralık bir fark kalmış.

Anlayacağınız kadınlarımızın toplumsal statüsü Suudiler’den  bir nebze olsun daha iyi.

Türkiye, kadın – erkek eşitliği alanında uluslararası düzeyde bağlayıcı tek yasal döküman olan Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine (CEDAW) 1985 yılında taraf olmuş.

Söz konusu sözleşmenin temel hedefi toplumsal yaşamın her alanında kadın-erkek eşitliğini sağlamak amacıyla, kalıplaşmış kadın-erkek rollerine dayalı önyargıların yanı sıra geleneksel ve benzer tüm ayrımcılık içeren uygulamaların ortadan kaldırılmasını sağlamak.

Yıllar önce yapılmış olan  bu yazılı çizili anlaşmalara rağmen bugün Türkiye’de kadının sosyal statüsünün durumu dünyada görüldüğü üzere ancak 101.sırada…

Sizler bu durumu hazmedebildiniz mi bilemiyorum, ama bir Türk kadını olarak ben hazmedemiyorum.

Kadınların bugüne kadar bin bir çabayla edindikleri haklar ellerinden alınmaya çalışılıyor. Daha doğrusu toplumda böyle düşünen önemli bir kesim var. Fakat ne yazık ki bu düşünceleri yaratan önemli bir başka kesim daha var.

 

Böyle giderse yakında yerimiz değil,adımız bile tartışılır hale gelecek. Hatırlarsanız geçen sene AKP Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan’ın kızının düğün davetiyesinde uygulamanın aksine annelerin ismine  yer verilmemişti.

 

Bir başka haber ise 25.08.2008 / Hürriyet gazetesinde şöyleydi ;

 “Milli Eğitim Bakanlığı içerisinde, yönetici olabilmek için sınavlara giren personeller de bulunmasına karşın, atamaların duyurusuz ve başvuru alınmadan yapılması, Bakanlık içerisinde  tepkiye neden oldu. Yapılan atamalar içerisinde hiç bayan olmaması da dikkat çekiyor. “

Tabi ki bu haberler  birer istisna olabilir.Kadının adının bir davetiye üzerinde olup olmaması, ya da bayan personel alınmaması , bugün var olan kadın sorunlarını çözmek için bir tartışma olamaz .

 

Buradaki rahatsız edici unsur, ön plana çıkan ideolojinin kadına bakış açısı.

 

Yani anlayacağınız   101.sıraya bileğimizin hakkı ile yükselmişiz…