HİÇ KIVIRCIK SAÇLI ÇİNLİ GÖRDÜNÜZ MÜ?


18 Nisan 2020

Düşünün bakalım, sahilde güneşlenen, güneşin ve denizin tadını çıkaran bir Çinli ya da Japon hatırlıyor musunuz?

Uzak Doğulu turistlere, güneşli ülkelerde rastladığınızda hiçbirinin güneşe çıkmadığını ve mutlaka şemsiyeyle güneşten korunduklarını görürsünüz.

Çinlilerin ,Japonların bronzlaşmaktan kaçmalarının nedeni genetik cilt özellikleri. Uzak Doğuluların ciltlerinde kolay lekelenme yani kolay ve hızlı pigmentasyon meydana geldiğinden kendilerini güneşten koruyorlar.

Ciltteki bu lekelenme onları kötü ya da çirkin göstereceği içinde güneşe çıkmıyorlar. Böylece toplum olarak kanserlerden de korunuyorlar. Peki, hiç kıvırcık saçlı Çinli gördünüz mü?

Sarışın kıvırcık saçlı bir Çinli kadın hayal edin? Sizce nasıl olurdu, çekici mi yoksa tırt mı? Sakın 'hiç düşünemiyorum', demeyin.

Ya da sere serpe sahilde yatmış güneşlenen bir zenci?

Olur olur, o da olur.

Korona Virüs yaygınlaşıp kitlesel bir salgın olarak ilan edildiği şu günlerde, daha önce bu tarz salgınların ne zaman ve ne şekilde görüldüğüne dair merakımız var mıydı?

Ne yalan söyleyeyim, günlük koşuşturma içinde kendi sorunlarıma ve hayatıma odaklandığımdan aklımın ucundan bile geçmedi.

Ya da akşam televizyon karşısına geçtiğimde ülkemizin iç ve dış işleri problemleri, kadın cinayetleri haberleri, tartışma programları derken, salgınlarla ilgili uzak yakın hiçbir düşüncem olmadı.

Bir tek filmlerde sık sık seyrediyoruz. Dünyada bir virüs yayılır, kitleler halinde insanlar ölür ay da siber saldırı olarak bir virüs geliştirilir, bütün dünyayı etkileyecek şekilde yayılması planlanır, falan filan…

Böyle senaryolarla dolu filmleri bolca seyrettik... Tarih boyunca veba, kolera, Rus gribi ve İspanyol gribi gibi salgınlar dünyada milyonlarca insanın ölümüne neden olduğundan, senaristler bu yaşanmışlıklar hakkında bol bol kendilerine malzeme edindiler. 

Ortaçağ’da Asya’nın güney batısından başlayıp Avrupa’da büyük kayıplara sebep olan veba, milyonlarca insanın ölümüne yol açmış, 'kara ölüm' olarak adlandırılmıştı.

Üzerine kitaplar yazılan Veba’dan sonra İspanyol gribi kitlesel bir salgın olarak en yüksek ölüm oranlarıyla ikinci sırayı aldı.

Bu günlerde tüm dünyayı kasıp kavuran Korona virüs ise İspanyol gribinden sonra en çok can yakan virüs olacak mı?

Şimdilik bilinmiyor. Ama yazarlara, senaristlere yaşadığımız şu günlerin ileride bolca malzeme çıkaracağı gün gibi ortada.

20. yüzyılda büyük ölümlere yol açan İspanyol gribi 1918-1920 yılları arasında H1N1 virüsünün ölümcül bir alt türünün yol açtığı bir grip salgınıydı.

18 ay içinde 50 ile 100 milyon arası insanın (o dönemde yaşayan nüfusun yüzde 15’inin) ölümüne sebep olarak insanlık tarihinde bilinen en büyük salgınlardan biri oldu.

1918 yılının ilkbahar aylarında Amerika’nın Kansas City şehrindeki domuz çiftliğinden yayılarak ortaya çıkan bu salgın, Asya’dan Güney Amerika’ya kadar pek çok yerde ölümlere yol açtı.Tıpkı bugün karşılaştığımız, Güney Asya’da yarasalardan insanlara geçtiği söylenen Korono Virüs gibi.

Kıvırcık saçlı Çinli, güneşte yürüyen Uzak Doğulu, sahilde yatan bronzlaşmaya çalışan zenci bizlere ne kadar imkansız gelmekteyse 2020 yılında böylesine ölümcül bir virüs ile insanlığın karşılaşacağı hiç aklıma gelmezdi.

Demek ki hayatta her şeye hazırlıklı olmalıyız. Ben şimdi uzaylıların, sonra da zombilerin gelmelerini bekliyorum.

Filmlerde görüp de "senaryo işte, olur mu böyle şey?" dediğimiz her olayı 21. yüzyılda bir fiil yaşamadık mı?

Bu arada ne oldu gelişmekte olan teknolojiye?

Hep söyledim yine söylüyorum, gelişmekte olan teknoloji insanlığın sonu olacak.

Virüs bulaşacak korkusu ile evlere kapandık.

Ve teknoloji sayesinde evden çıkmadan her işimizi görebileceğimizi, insan kaynağı, gücü olmadan işlerin yürüyebileceğini, teknolojinin nelere kadir olduğunu tam anlamıyla öğrenmek zorunda kaldık.

Hatta paranın ortadan kalkacağı, yerini digital paranın alacağı söylentileri dolaşırken, bizler "o günleri görmeyiz, hayal bunlar" lakırdısı yaparken yaşadığımız süreç bitince eminim ki hepsinin inanılmaz bir hızla gerçekleştiğine de şahit olacağız.

Tabi hayatta kalmayı başarırsak.