HABERTÜRK

Yeşil Yol’a dur!


01 Temmuz 2015

 

Yoğun geçmekte olan siyasi gündem yüzünden ülkemizin en önemli sorunları görünmez oldu. Birçok vatandaşımızdan her gün yüzlerce mail alıyorum. Üçüncü köprü nedeniyle talan edilen İstanbul’un ormanlık alanlarının içler acısı halini bildiğimden bugün Fırtına Vadisi Çocukları’nın seslerini sizlere duyurmak istiyorum.

Fırtına Vadisi Çocukları kimler? Derelerini, ormanlarını, patikalarını ,çiçeklerini, yaylalarını seven Doğu Karadeniz’in Çocukları.

İstekleri: Karadeniz Yaylarını Birleştirme Projesi’nin gerçekleşmemesi.

Konuyu bilmeyenler için kısa bir açıklama yapayım; 2014 yılında yürürlüğe giren ve Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansının üstlendiği “Yeşil Yol” projesi, Samsun’dan Artvin’e 2600 kilometre uzunlukta ve 2000-2600 metre irtifadan geçecek şekilde planlanmış.

 

GEREKÇELER

 

Böylece, yani yaylaların birleşmesi ile Karadeniz’de herhangi bir havaalanına inen turistler bütün yaylaları denize inmeden bir günde gezebileceklermiş. Gerekçe; Turizmin gelişmesi, mevcut turistik aktivitelerin çeşitlendirilmesi. Hizmet sektörünün önünün açılması.

Doğu Karadeniz’in Fırtına Vadisinin Çocukları, “Bizler bu projeye karşı çıkıyoruz. “Yeşil Yol” adı altında dağlarımızı yaralamanıza izin vermeyeceğiz” diyorlar ve soruyorlar:

Yeşil Yol denen bu çılgınlık projesinin, Fırtına vadisinin kollarında hayvancılık ve eko turizmle geçimini sağlayan yöre halkına nasıl bir fayda getireceği umulmaktadır?

Yoksa planlanan şey, yaylaları birer tatil köyü halinde kitlesel turizme açmak için altyapı hazırlamak mıdır?

Peki bu durumda yöre halkına biçilecek rol, kendi yüzyıllık yaylasında, köyünde, toprağında yabancı sermayedarların işletmelerinde hizmet etmek midir?

Yerleşim bölgelerinde bile içilebilir nitelikte su kaynakları olan derelerimiz, ülkemizin bilindik transit yol kenarı manzaralarına maruz kalınca kirlenmeyecek mi?

Transit yollar, kendi yolları olan yaylaların mahremiyetini ve güvenliğini ortadan kaldırdığında, toplumsal güvenlik nasıl sağlanacak?

Yüksek irtifalarda kendini yenilemesi çok zor olan doğal örtü ve yüzlerce endemik türün yaşam alanları tehlikeye girmeyecek mi?

Değerli maden rezervleri bakımından zengin olduğunu bildiğimiz bölgemiz “turizme açılacak” gerekçesi ile yoksa büyük maden ocakları için mi kullanılacak?

*Siz ey takım elbiseli planlayıcı-yöneticiler. Bu soruların cevaplarını biz Fırtına Vadisi halkının çocukları biliyoruz, yapılması istenilenin ne olduğunu anlıyoruz ve tüm varlığımızla karşı duruyoruz.