HABERTÜRK

Yeniden at gözlüğü takmak isteyen var mı?


21 Mayıs 2011

Şu aralar bahar yorgunluğundan mı yoksa havaların hala dengeye oturamamasından mı tam çözemedim, kendimi yorgun hissediyorum.

Sanırım teknolojiden, haberlerden, insanlardan uzak iyi bir tatile ihtiyacım var.

Kafamı dinleyebilmek için telefonun sesini bir süre için kapasam da içimdeki rahatsız eleman sık sık devreye girerek ‘Acaba arayan var mı?’ merakı içinde, beni telefonumu kontrol etmeye zorluyor.

İster istemez gelişen teknolojinin esiri olmuşuz. Gelişen teknoloji ile birlikte insanların masumiyetleri, yaşam şekilleri de farkında olmadan değişim gösterdi.

Hele hele internet hayatımıza girdiğinden beri... Birden Türkiye dışına çıkıp bütün dünya ile iletişime geçtik. Gözlerimize bağlanan at gözlüklerinden kurtulmuş olduk.

İnternet sayesinde dünyanın her yerinden arkadaşlarımız, haber kaynaklarımız, oyun arkadaşlarımız oldu. Bir tık ile her sorumuzun yanıtına ulaşır olduk.

Bütün dünya ülkelerinin birbiri ile iletişime geçmesi insanlık adına son derece faydalıyken insanoğlunun içindeki rahatsız eleman devreye girdi ve bu muhteşem gelişmeyi çirkinleştirmek için elinden geleni yaptı.

Bilgi sızdırma, şifre kırma, internet ortamında istenmeyen görüntüleri yaymak gibi gibi... daha birçok insanlığa sığmayacak akıl almaz olaylara şahit olduk.

Moderleşme, çağdaşlama, demokratikleşme yolunda atılan her adım, gelişmiş ülkelerde bütün bu olumsuzluklarına rağmen memnuniyet yaratırken Türkiye neden en memnuniyetsiz olan durumunda?

Durum diğer gelişmiş ülkelerde de aynıyken neden sadece bizim ülkemizde internet gibi bir olaya sansür konmak isteniyor?

Buna insan özgürlüğünü kısıtlama denmez mi?

Eğriyi doğruyu bilen insanlar interneti de nasıl kullanacaklarını gayet iyi bilir. Alınan kararlarla yaşın yanında kuruyu da yaktıklarını bildikleri halde yetkili makamların bu yaptırıma karşı dirençleri neden?

Orta Doğu ülkelerinde yaşanan ayaklanmaların neticesinde, bu ülkeler kendi halklarına internet yasağının yanı sıra ile türlü türlü iletişim yasakları da getirdiler.

Yoksa bizimki de o tarz bir önlem mi?

O yasak bu yasak...

Yazmak, konuşmak yasak...

Düşünmek, muhalefet yapmak hatta yazmak ise neredeyse hepten yasak.

İnternet ortamında isteğini söylemek, aramak yasak...

Gece 12’den sonra müzik dinlemek yasak...

Devlet büyüğün gelince, ayağa kalkıp kalkmamakla ilgili özgür iradeni kullanmak da yasak.

Sanki açık hava cezaevindeyiz...