HABERTÜRK

Yalancının mumu....


31 Temmuz 2010

Dün bütün gazetelerde ‘Yalan Rüzgarı Gibi’ benzetmesi ile Türk-Yunan aşkı işlendi. Astsubay Özgür Kotan ile Yunan Eleni Dimitridou’nun aşkı, askeri mevzuat yüzünden gerçek bir film senaryosuna dönüşmüş. Askeri mevzuata göre yabancı bir kadınla evlenmesi izne tabi olan Kotan, bir arkadaşı aracılığı ile sahte kimlik düzenler ve Eleni ile nikah kıyar. (Her nedense bu Yunanlı kadınlar hep Eleni oluyor.)
Bu aşkın meyvesi olarak da Barış isimli bir bebekleri olur. Fakat her yalancının eninde sonunda başına gelen Kotan’ın da başına gelir ve gerçek ortaya çıkar. Sahte kimlikle evlendiği anlaşılan Kotan hakkında askeri savcılık “Sahte kimlikle evlilik yapmak ve casusluk” iddiasıyla soruşturma başlatır.
Ve Kotan’ın resmi makamlara cevabı: “Yunan vatandaşı olduğunu bilmiyordum.” (Bu cevaba kargalar bile güler.)

NEREDEN NEREYE..

Tabi arada çocuğun doğumu, sahte kimliği kullandıran aile ile ilgili bir sürü katakulli var. Ama benim konuya değinme nedenim bambaşka.
Eleni ve Özgür’ün gazetede bu olaylar yaşanmadan önce çekilmiş fotoğrafları var. Birbirlerine aşkla baktıkları bir resim...
Şimdi ise neredeyse kanlı bıçaklı hale gelmişler. İnsanoğlu nereden nereye gelebiliyor. Hisler, duygular bir an da tersine dönebiliyor.
Aynı durum bizlere mikrofonlarla bağıran devlet erkanı içinde geçerli değil mi? Zamanla büyük bir inançla bağlandığımız, bize türlü türlü vaatler sunarak oylarımıza talip olan devlet büyüklerimiz. Oylar alınıp üzerine yatılınca verilen hiçbir sözü tutmayan büyüklerimiz. Tıpkı bugünlerde olduğu gibi...

ANAYASA TARTIŞMASI

Hanginiz Anayasa’nın değişmesi istenen maddelerinin tamamını ya da açılımlarını biliyor? Bizim için hangi maddenin olumlu, hangisinin olumsuz olduğunu?
Referandumda halk oylaması isteyen iktidar partisi cehaletimizin o kadar farkında ki...
Peki muhalefet partilerine ne demeli? Haykırdıkça haykırıyorlar; “Anayasa paketine HAYIR!”
Neden “HAYIR?”
Ya birileri çıksa da; ekranlarda kendi aralarında tartışmak yerine anayasa paketinin bize yararlarını ve zararlarını anlatsalar...
Sonra aşkımız bittiğinde bizler de Özgür ve Eleni gibi kanlı bıçaklı olmasak.
Ne demişler “Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış.”