HABERTÜRK

Ve Fazıl Say...


09 Ağustos 2014

Dünyaca ünlü piyanistimiz ve besteci Fazıl Say, İlk Şarkılar konseri ile Serenad Bağcan’ın vokalistliğiyle beraber Çarşamba akşamı Çeşme Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne aldı.

Fazıl Say konserde Nazım Hikmet, Metin Altıok, Cemal Süreya, Ömer Hayyam, Can Yücel, Orhan Veli gibi önemli şairlerin şiirlerine yer vererek bizlere muhteşem bir müzik ziyafeti çekti. Kaçıranlar adına oldukça üzgünüm.  

Konser esnasında çekmiş olduğum birkaç resmi instagramda paylaştığımda kendini bilmez bir kaç densizin ileri geri laflar yazdıklarını görünce gerçekten üzüldüm.

Fazıl Say gibi değerli bir piyanisti bizim insanımızdan başka kimse zaten bu kadar değersiz kılamaz.

Onu anlayabilmek, onun gibi düşünebilmek ne yazık ki ayrı bir dünya, kültür, bilgi birikimi ve özel bir yetenek gerektirir. Ama nerede biz de o kafa...

Konser esnasında zaten Fazıl Say, Türk insanını kendi üslubu ile öyle güzel özetledi ki, “Baktım ki Türkler Mozart’mış konçertoymuş anlamıyor, dinlemiyor, ben de bestelerimi şarkı haline getireyim dedim. Çünkü Türkler ancak şarkı olunca dinliyorlar” dedi ve benim için noktayı koydu.

Açın televizyon kanallarını, nerede şarkı, türkü, çalgı var o kanal birinci geliyor. Kapı gıcırtısı ile bile göbek atan bir toplum haline geldik.

Yalan mı?

Alman Der Spiegel dergisi yayın hayatına geçtiği günden beri son sayısında ikinci kez hem Türkçe hem de Almanca yayın yaptı.

Kapakta Başbakan Erdoğan’ nın resmi yer alırken altında koca koca puntolarla şöyle yazıyor, “Türkiye özgür kalacak mı?”

Der Spiegel dergisi çift lisanda yayını ilk kez Gezi olayları zamanında yapmıştı. Açıklama bölümüne yine benzer gerekçe ile son sayısında şunları yazmışlar, “Almanya’da Türkiye kökenli yaklaşık üç milyon insanın Almancasının yetersiz olduğunu düşündüğümüz için değil. Cumhurbaşkanlığı seçimi vesilesiyle ülkemizde ki en büyük göçmen grubuna ve Türkiye’deki okurlarımıza bir jest olarak.”

HEDEF 2023

Der Spiegel’de yer alan Cumhurbaşkanlığı seçimi hakkındaki yazıyı (özellikle kendimizin dışardan nasıl göründüğümüzü anlamamız açısından ) okumanızı önemle tavsiye ederim.

Bizlerin ya da sizlerin göremediğini onlar görüyor ve şöyle diyorlar; “Mustafa Kemal Atatürk 95 yıl önce Batılı müttefik güçlere karşı yürüttüğü mücadelesine İstiklal Savaşı adını vermişti. Erdoğan, Cumhuriyetin kuruluşunun 100’üncü yılına kadar yani 2023’e kadar kalmak istiyor. Zaten seçim afişlerine de kocaman yazılmış.”

Spiegel’i okuduğumda aklımda sadece şu düşünce kaldı, Yoksa bu bir kurtuluş, bir istiklal mücadelesi mi?