HABERTÜRK

Türk tarihinde kadın


08 Mart 2015


İslam öncesi Türk kadının temel niteliği “analık” ve “kahramanlık” idi.

Tıpkı erkeği gibi ata binip silah kullanan eski Türk kadını savaşlara da katılırdı.

Devlet yönetiminde “Hakan” kadar “Hatun”un da söz hakkı vardı.

Eski Türkler’de kadın her bakımdan özgürdü.

Tek eşle evlilik vardı. Kadın velayet ve mülkiyet hakkına sahipti.

Örneğin; Cengiz Yasası’nda boşanmada üstünlük hakkı kadına verilmişti. Karısını boşayan erkeğe çok ağır cezalar vardı. Genç kadın kutsal sayıldığından kadına tecavüz eden idam edilirdi. (İşte günümüz için geçerli olması gereken durum)

Türk tarihinde hükümdarlık yapan kadınlar da vardır.

Delhi Türk devletinde Raziye Sultan, Cengiz Han’ın gelini Turakina Hatun hükümdarlık yapmış olan eski Türk kadınlarıdır.

Türk tarihine göz atıldığında, İslam öncesi Türk kadınının günlük yaşamda sıkıntı yaratmayacak basitlikte ve son derece özgür giyindiği anlaşılıyor.

 

MÜSLÜMANLIKTA

 

Türklerin 8. yüzyıldan sonra Müslüman olmalarıyla birlikte kadın giyim kuşamı tartışılmaya ve farklılaşmaya başlıyor.

Aslında kadının örtünmesi İslam’la başlamış değildir.

Örtünme İslam’dan çok önce de var.

Türkler Müslüman olduktan sonra da Türk kadını yüzünü örtmemiş, çarşaf ve peçe gibi örtüler kullanmamışlardır.

15. yüzyıldan sonra yani Osmanlı’da peçe ve çarşaf kullanımı artmaya başlamış.

Hatta fermanlarla peçe kullanımı zorunlu hale getirilmiştir.

Osmanlı geriledikçe kadın kıyafeti konusundaki yasaklar da sertleşti.

19. yüzyılda Osmanlı’da kadınlar tamamen çarşaf giymeye başladılar.

Fakat peçe ve çarşafın arkasına gizlenen hırsızlar rahatça suç işleyebildiklerinden II. Abdülhamit çarşaf giyilmesini yasakladı.

 

ATATÜRK VE KADIN

 

Atatürk, tarih içinde Türk kadınının nasıl bir değişim geçirdiğini en ince ayrıntısına kadar incelemiş.

İslam öncesi Türk kadının “özgürlüğü” Atatürk’ün hep dikkatini çekmiş.

Daha Kurtuluş Savaşı’nın başlarında en yakın arkadaşlarına gelecekte tesettürü kaldıracağını söylemeye başlamış.

27 Ağustos 1925’de İnebolu’da yaptığı konuşmada açıkça çarşafı eleştirmiş.

2 Şubat 1923’te ise İzmir’de şunları söylemiş:

Türk toplumsal hayatında kadınlar daima ilmen, irfanen ve fiilen erkeklerden zerre kadar geri kalmamıştır.”

16 Mart 1935’den itibaren de peçe ve çarşaf giyilmesi oybirliğiyle yasaklandı.

 

VE 21. YÜZYILDA..

 

Yıl 2015...

Türk kadının bugün Cengiz Han dönemindeki kadınlar kadar değeri yok.

Ve her geçen gün sadece “analık” mertebesine geri döndürülmeye çalışılıyor.

Çağdaş Atatürk kadınının yerini sanki Osmanlı tipi kadınların alması isteniyor.

Her türlü siyaset; kadınların giyimi, kuşamı, hakları üzerinden yapılmaya devam ediyor.

Sözün kısası: Bugün 8 Mart 2015

Savaşçı Türk kadını nerede? Sokakta...

Neden? Erkekler tarafından katledilmemek, tacize uğramamak ve devlete karşı haklarını aramak için.