HABERTÜRK

Siyaset bilimi


27 Nisan 2011

Türkiye’de bütün sorunlar bitmiş gibi şimdi de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Zonguldak mitingi sırasında Başbakan Erdoğan’a sarf ettiği sözler tartışılıyor.

Özür dilesin miymiş, dilemesin miymiş...? Kılıçdaroğlu özür dilese ne olur dilemese ne olur... Ok yaydan çoktan çıkmış...

Yıllardır ülkeyi yöneten Erdoğan ve yardımcılarının bugüne kadar sarf ettikleri sözler unutuldu mu? Günümüz gençleri, siyasileri şaşkınlıkla izlemekteler. Milletvekili olarak seçtiğimiz kişilerin tiplerine, konuşmalarına, yaşam şekillerine, haklarındaki suç dosyalarına bakacak olursanız Türkiye’yi kimlerin idare ettiğini daha net anlar, duyduklarınızı neden yadırgamamanız gerektiğini de çözersiniz.

Sizce neden günümüz gençliği, kadınları, işadamları siyasetin içinde değiller?

Siyasetçiler ve halk arasında sıkça kullanılan bir söz vardır; “Siyasetin okulu yoktur” denir. Yıllardır bizleri yönetenlerin hangi üniversitelerden mezun olduklarını gelin bir göz atalım; Başbakan Erdoğan, Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’ni bitirmiş.

Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İktisat / Maliye bölümünden mezun olmuş. Devlet Bahçeli, üniversite öğrenimini Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi’nde yapmış.

Örnekleri benzer şekilde sıralamak mümkün. Yani anlayacağınız içlerinden hiçbiri siyasetin okulundan mezun değiller. Siyaseti sokakta, yaşayarak öğrenmişler.

Fakat gözden kaçan bir husus var. Son yıllarda üniversitelerde siyasi alanları içeren, günümüz şartlarına uyarlanmış birçok yeni bölümler açıldı.

Örneğin; Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği gibi... Yani artık siyasetin okulu var.

Türkiye’de siyasetin kalitesini düzeltmek istiyorsak, meclise girecek olanlarda aranması gereken ilk şart bana kalırsa siyaset okulundan mezun olmaları olmalı.

Böylece iktisat mezunu ülke ekonomisiyle, hukuk mezunu yasama, yürütme, yargı ile uluslararası ilişkiler mezunu dış politikayla, siyaset bilimci de ülke yönetimiyle uğraşır. Ayrıca, nerede ne söylenmesi gerektiğini de biliyor olurlar. Ne demişler? Eğitim şart...!