HABERTÜRK

Referandum yaklaşırken


03 Nisan 2017

 

Türkiye, yakın tarihimizin en önemli referandumlarından birine tanık olacak. Geçmiş yıllara kıyasla siyasetin etkileri, depremleri ve artçıları gündelik hayatımızı fazlasıyla etkilemekte. Politikaya endekslenmiş gündem içinde, kalıcı işler yapmak, fark yaratacak işlere imza atmak artık neredeyse imkansız hale geldi.

Gündemimiz özellikle son yıllarda giderek daha da kendi içine kapanmaya başladı. Amerika’nın yeni başkanının tuhaf çıkışları, tavırları, Suriye ve savaş, haksızlıklar, adaletsizlikler, insan hakları ihlalleri, bilinçli bilinçsiz haber kirlilikleri, yanlış anlaşılmalar, saptırmalar...

12 Eylül darbesinden bu yana inanın bu kadar yoğun ve içine kapanık bir gündem ve de Türkiye hatırlamıyorum. İki dönem arasındaki tek fark sosyal medyanın hayatımıza girmiş olması. Sosyal medyadaki dezenformasyon, haber kanallarındaki bariz kalitesizlik, eğitimsiz politikacıların birbirini tutmayan konuşmaları, TV kanallarında hep aynı “uzmanlar”ın sinirli konuşmaları, atıp tutmaları...

Ve bunların tamamından son derece olumsuz etkilenen, gelecekleri belirsizleşmiş genç kuşak.

Dünya ülkelerinin hallerinin de pek iç açıcı olmaması nedeniyle kendimizi daha az kötü hissetsek de gördüğüm duyduğum şu ki; Türk halkı olarak depresyonun dibine vurmuş durumdayız. 16 Nisan’da gerçekleşecek olan Referandum “evet “ de “hayır” da sonuçlansa halkın sorunları, problemleri değişmeyecek.

Bu defa da çıkan sonuca göre yeni bir tartışma dönemi başlayacak. Gündem yine politika olacak, yine uzun süre her yerde aynı konular konuşulacak.

Sonra yeni bir politik olay patlayacak, gündem değişmiş olsa da konu yine politika olacak. Sanki bu durum ülkenin siyasi ritüeli haline geldi.

Peki, Türkiye’de ciddi miktarda her geçen gün artan beyin göçlerini durdurmak, işsiz çaresiz gençler için bir şeyler yapmak, hadiselerden ders çıkarmak, ekonomiyi düzeltmek, halkın yüzünü güldürmek adına kimse bir şey yapmayacak mı?

Yollarımız, köprülerimiz, havalimanlarımız var da cepde paramız, işimiz, huzurumuz, refahımız ne zaman olacak?

 

———

 

Haydi Alaçatı’ya

 

Bu kadar karamsarlıktan sonra içimizi açacak bahar günlerini dört gözle bekler olduk. 6-9 Nisan arasında düzenlenecek olan Alaçatı Ot Festivali’nde her yıl bir ot festivalin ana teması olarak belirlenir. Bu yılın ana teması ise “Isırgan otu” olmuş. Girit kökenli olduğumda bütün ot çeşitlerine bayıldığımı söylememe herhalde gerek yok. Bizler ,ısırgan otunun taze yapraklarını ya ıspanak gibi yemeklik ve böreklik olarak kullanırız ya da çiğken haşlar salata olarak yeriz. Ayrıca Isırgan otunun yaprakları kuru olarak da çorba ve çay yapımında değerlendirilir. Diüretik etkisi vardır. Detoks yaparken harikalar yaratır. Festivali 4 gözle beklemekteydim. Anlayacağınız haftaya Alaçatı’dayım.