HABERTÜRK

Neden sezaryen?


04 Ağustos 2013
Bir kaç gün önce "Niye Sezeryan ?" başlığı altında yazmış olduğum yazıma bir çok okurumuzdan e-mail aldım. Fakat içlerinden biri var ki son derece mantıklı olup ilgimi çekti. Bugün köşemi bu okurumun (adını açıklayamayacağım) açıklamasına bırakmak istiyorum.
Ayşem Hanım merhaba.
Ben İzmir'de görev yapan Kadın hastalıkları ve Doğum uzmanı ve aynı zamanda doğuma hazırlık eğitmeniyim. 'Neden Sezaryen' başlıklı yazınızla ilgili düşüncelerimi aktarmak istiyorum.
Toplumumuzda maalesef nesilden nesile geçen, gerek arkadaş, gerekse yazılı ve görsel medya aracılığı ile beslenen bir doğum korkusu mevcut. Doğum hakkında negatif bir hipnoz altında olan, korkunun esiri olmuş, anneliğe, doğuma, lohusalığa dair hiçbir hazırlık yapmamış, korkularını, blokajlarını gebelik sırasında çözememiş bir anne adayının, doğuma ait keşkeleri çok olacaktır.
Herşeye rağmen vaginal doğum tek hedef olmamalı, gebeye doğum çoşkusunu yaşatmak ve hayata yeni başlayan bebeğin doğum kayıtlarının mükemmel olmasını sağlamak asıl amaç olmalıdır.
Bu kayıtlar ki, kişiliğimizi, nasıl bir hayat süreceğimizi belirleyen ilk tohumlardır. Bunun yüzden, İngiltere Düşesi Kate'de bu yolu seçmiş ve doğum dalgalarını acı çekerek değil, dalgalarla dans ederek, 'hypnobirthing' yöntemini kullanarak doğum yapmıştır.
Burada asıl önemli olan husus, doğal doğumu benimsemiş olan anne adaylarının alacağı doğuma hazırlık eğitimi ve bu eğitim sırasında gevşeme ve nefes teknikleri ile arzu ettikleri, anne ve bebeğin doğuma ait kayıtlarının mükemmel olduğu bir doğum şeklidir.
Sağlık Bakanlığı'nın sezaryen oranlarını düşürme hedefini doğru, yöntemini yanlış bulduğumu da ifade etmek istiyorum.
Sağlık personelini performans, kadro, puan vs gibi teşvik edici veya caydırıcı yöntemlerle istenilen hedefe ulaşılması güçtür. Aynı zamanda gebe yok sayılmakta, gebe yönetilen, pasif, bir duruma sokulmaktadır. Gebenin doğumdaki tercihleri göz ardı edilmekte, o korkuları ile baş başa bırakılmaktadır. Dr.Michel Odent'in dediği gibi bu durum, herşeyi kontrol etme çılgınlığının doğuma yansımasıdır.
Doğum kontrol edilemez. Doğum kadının içinde varolan doğal bir güçtür.
Bu konu ile ilgili gerek anne-baba adaylarının, gerekse sağlık personelinin doğuma bakışını değiştirecek doğuma hazırlık eğitimlerinin gündeme getirilmesi daha doğru olacaktır.
Tüm dünyada benimsenmiş olan doğal doğum eğitimlerinin ,bizim ülkemizde de yaygınlaşması ve daha sağlıklı nesillere kavuşmak dileğiyle..