HABERTÜRK

Kötü haber tez gelirmiş...


22 Haziran 2011

Dün köşe yazımda sizlerle geçtiğimiz hafta sonu LYS sınavlarına giren binlerce gencin sınavdan bir gece önceki hallerini anlatmaya çalışmıştım.

Nasıl bir sistemin içinde olduğumuzu çözememiş olmanın verdiği sıkıntı ile yazmış olduğum köşe yazıma sizlerden ve eğitimcilerden o kadar çok destek yazısı geldi ki... Sanki milyonların yarasına tuz basmışım gibi hissettim kendimi.

İnsanlar sistemdeki çarpıklıkları ancak kendi başlarına gelince çok daha iyi anlıyorlarmış.

Bu yıl sınava giren 1 milyon 700 YGS ve LYS mağduru adayın içinde kendi oğlum olduğunu sizlerle paylaşmıştım. Uzun süre üniversiteye giriş sisteminden uzak kaldığımdan ancak oğlum lise son öğrencisi olduğunda geniş bilgi sahibi olma ihtiyacı duydum.

Türkiye’de yetişmekte olan bir gencin orta öğretimde karşılaştığı, sistem değişiklerini gün be gün yaşadıkça sizlerle paylaşmıştım.

GELELİM ASIL SORUNA

Şimdi sıra en önemli olan bölüme geldi. Yani, çocuklarımızın geleceğinin söz konusu olduğu bölüme... Yıllardan beri bir türlü onarılamayan, sağlıklı bir sisteme oturtulamayan üniversiteye giriş aşaması. Yaşanan olaylar, ardı ardına patlayan skandallar beni haklı çıkarırcasına devam ettiği müddetçe de yazmaya devam ettim.

O kadar ki, Yazı İşleri Müdürümüz Hasan Çömlekçi bir ara; “Sınav ile ilgili yazmaktan vazgeçsen...” demişti.

Konu eğitim, gençlerimiz ve gençlerimizin geleceği olunca yazmaya nasıl ara verilebilir ki?

Ben yazmazsam, eğitimciler yazmazsa, sizler yazmazsanız sesimizi duyurup sorunlara nasıl çözüm bulabiliriz?

Ateş düştüğü yeri yakarmış. Bu yıl ateş bizim ocağa da düştüğünden yazmaya devam edeceğim. Çünkü işin içinde olmadan, sorunun büyüklüğünü kavramak mümkün değilmiş.

Eğitim şart... Eğitim şart” diye bağırırken asıl ön şartın eğitim sisteminin çarpıklığı olduğunu, yetkili makamlara anlatabilmek için yazabildiğim kadar yazacağım.

DAHA YOLUMUZ YOK

İzmir’in beldelerinde bile hala tuvaleti olmayan okullarımız varken, Başbakan seçim mitinglerinde akıllı tahtadan bahsediyordu.

Artık kara tahta kalkacak, yerine dijital akıllı tahtalar gelecekmiş. Okullarda kara tahta kalkalı yıllar oldu. Büyük şehirlere ise akıllı tahtalar çoktan geldi.

Doğu’ya, Güneydoğu’ya, Anadolu’nun birçok köyüne yol, su, elektrik ise hala gelemedi. Karda kışta evlatlarını sırtlarında okullara taşıyan Türk insanına hizmet gidemedi.

Sizler hangi akıllı tahtayı oralara götürmeyi düşünüyordunuz?