HABERTÜRK

Kanunlar ve çocuk gelinler


29 Ekim 2011

Ülkemizde son yıllarda azalacağına artan çocuk gelinlerle ilgili olarak Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Araştırması ve TÜİK verilerinden yararlanarak hazırlanan rapora göre, Türkiye genelinde 181 bin 36, İstanbul’da ise 24 bin 934 çocuk gelin varmış. Rakamları okuduğumda özellikle İstanbul adına önce şaşkınlık yaşadım. Fakat sonra İstanbul’un nüfusunu ve aldığı göç oranını göz önüne aldığımda 24 bin 934 çocuk gelin sayısı beni şaşırtmaktan çok üzdü.

Rapora göre daha da üzücü olan, Türkiye’de 18 yaş altı ‘çocuk evlilik’ oranı ortalamasının yüzde 28 olması... Diyarbakır‘da ise bu rakam yüzde 50 oranında...

Dünyada çocuk yaşta evliliklerin yüksek olduğu ülkeler; Nikaragua, Hindistan, Nijerya, Mali olarak sıralanırken ülkemizin adını listede görmek az gelişmişliğimizin en büyük göstergesinden başka şey değildir.

Bunun en güzel örneğini birkaç gün önce basında okuduk. Adıyaman’ın Kahta ilçesinde ilköğretimi bitirerek girdiği sınavdan yüksek puan alıp Anadolu Lisesi’ne girme hakkı kazanan ve ailesi tarafından okula gönderilmeyen 14 yaşındaki Seher Işık’ın sesini hepimiz duyduk.

Okumayı çok isteyen fakat ailesinin kararına karşı gelemeyen Seher, Cumhurbaşkanlığı da dahil Ankara ve Adıyaman’da birçok kuruma yaşadıklarını anlatan bir mektup yazmış.

Ya yazmamış olsaydı...? Belki de bugün 24 bin 935’inci çocuk gelin olurdu.

Milli Eğitim Bakanlığı, “Kız olduğum için beni okula göndermiyorlar. Kaderim bu köydeki kızlar gibi 3-4 yıl sonra evlendirilmek olsun istemiyorum. Geleceğim ve hayallerim için okumak istiyorum” yazılı mektubunu okuyunca Seher’in okula gönderilmesi için Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne talimat vermiş.

Peki ya Seher kadar cesur olamayanlar? İşin en acı taraflarından biri, bazı bölgelerde erken yaşta yapılan evliliklerin artık meşrulaşmış olması.

Çözüm...?

Öncelikle ülkemizde çocuk kavramı yeniden ele alınmalı. Yaş aralığı netleşmeli ve 18 yaşın altındaki genç kızların evlendirilmeleri kesinlikle yasaklanmalı.

Geçtiğimiz günlerde sizlere Emekli Sandığı Yasası’ndan bahsetmiştim. Emekli Sandığı’nın yasasına göre eşler arası 30 yaş fark olması halinde

eşlerden birinin ölümü durumunda karşı taraf emekli maaşının yalnızca yarısını alabiliyor.

Görüldüğü üzere kadınlara yine ayrımcılık yapılmakta. Kadın, özgür iradesi dışında 12-13 yaşında 60 yaşında bir adam ile evlendirilmişse vefat halinde yine suçlu duruma düşerek varsa emekli maaşının yarısını alabiliyor.

Burada suçlu kim? Evlenirken izin veren kanunlar mı, yoksa çocuk gelinler mi?