HABERTÜRK

İsyan..!


29 Mayıs 2012

Bugünkü yazım tamamen bir başka konu olacaktı. Ancak son iki gündür kulaklarımı tırmalayan “kürtaj” tartışmaları beni isyan ettirerek aşağıdaki satırları araştırmaya ve yazmaya zorladı.

Bu çağda, günümüz Türkiye’sinde tartışılmasını dahi hayretler içinde izlediğim kürtajı ilk serbest bırakan ülke Sovyetler Birliği imiş.

Batı Avrupa’da ise mediko-sosyal nedenlerle kürtajı yasal olarak kabul eden ilk ülke İzlanda. Sonraki yıllarda da pek çok Avrupa ülkesi kendilerine İzlanda’yı örnek almışlar.

Türkiye’deki nüfus plânlaması ve kürtajla ilgili yasalar, düzenlenme tarihlerindeki sosyal ve ekonomik duruma göre degişimler göstermiş.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, savaş nedeniyle azalan nüfus göz önüne alınarak nüfus artışı teşvik edilmiş. İlerleyen yıllarda nüfus plânlamasını öngören yasalar aşamalı olarak çıkarılmıştı.

1983: Kürtaj Kanunu kabul edildi.
1965: Nüfus Plânlaması Kanunu
çıkarıldı.

1967: Tibbî zaruret hâlinde gebeliğin sona erdirilmesi ve sterilizasyon (kısırlaştırma) hakkındaki tüzük yapıldı.

1983: Nüfus Plânlaması Kanunu’nda degişiklik. 2827 sayılı rahim tahliyesi ve sterilizasyon hizmetlerinin yürütülmesi ve denetlenmesine ilişkin tüzük. Buna göre, 10 haftayı geçmemiş gebelikler isteğe bağlı olarak sonlandırılabilir.

Son dönemde Saglık Bakanlığı, GEBLIZ isminde bir program oluşturdu. Bu programın amacı anne ve çocuk sağlığını takip etmek.Tüm kadın hastalıkları ve çocuk hastalıkları uzmanları da hastalarını buraya kayıt etmek zorundalar.

Yani, gebe bir kadın hastaneye gittiğinde, bu programa kayıt edilmek ve tüm gebeliği boyunca da aile hekimi tarafından takip edilmek zorundadır. Eğer takip edilmenizi ve gebeliğinizin olduğunu ya da kürtaj olduğunuzun bilinmesini istemiyorsanız bu programda isme ve adrese ulaşılmaz kaydının konulmasını doktorunuzdan isteme hakkınız mevcut.

Ama... Eğer Sağlık Bakanlığı’nın “Kürtaja ceza getirme” çalışmaları sonuçlanır, Avrupa’da ve dünyanın bir çok ülkesinde eşi benzeri görülmemiş olan bir durumla karşı karşıya kalır isek kadınların artık doktorlarından böyle bir gizlilik isteme hakları da olmayacak. Dolayısı ile istenmeyen gebeliğe sahip olan kadının kürtaj olma hakkı ile birlikte özgür iradesiyle karar verebilme yetisi de yok edilmiş olacak.

“Kürtaj” tartışmaları sürerken içimdeki isyanı bastırmakta inanın zorlanıyorum. Ve yetkili makamlara şu soruları sormak istiyorum:

- Anne olma tercihi kadının hakkı mıdır, zorunluluğu mudur?

- Bu seçimi yapmak kadının hakkı değil midir?

- Kadın vücudu size neyi ifade ediyor?