HABERTÜRK

İnsanları kategorize edin


06 Eylül 2014

Eskiden insanları katagorize edenlerle ne çok tartışır onlara karşı ne çok mücadele ederdim. ‘İnsanları katagorize etmeyin!’ diye bas bas bağırır, hatta defalarca bu yönde yazılar yazardım...

Fakat şimdi üzülerek itiraf ediyorum ki artık ‘insanları katagorize’ ediyorum. Çünkü, hayatı mutlaka bir şeye benzetmek gerekiyorsa, ‘insanı içine girince dibine çeken bir bataklığa’ benzetiyorum.

Bu nedenle (bana sorarsanız) sizler de insanları ayırın.

İkiye, üçe ayırın; Bataklığa girmeden etrafından dolananlar, başında bataklığı göze alanlar, bataklığın içine girip karşıya geçmeye çalışanlar, battıklarının farkına varıp battıkça batanlar veya batmamak için başkalarının omuzlarına basarak bataklıktan geçenler...

Ve bir de en çok rağbet görenleri kıskananlar...

Ben kendimi ‘bataklığa girmeyi göze alanlar’ grubuna sokuyorum. Ve hızla, kimseye zarar vermeden, kimseleri de üzmeden bu bataklığı geçmeye çalışıyorum. Fakat bu arada bana uzanan ellere (lazım olduğunda tutunabilmek adına) bakmayı da ihmal etmiyorum.

Aslında insanoğlu biraz akıllı olsa bir bataklığa girdiğinde şuna dikkat eder; ya hızlanıp kendini kurtarmalı ya da gün geçtikçe nefes almakta bile zorluk çektiği o bataklıktan başkasının uzattığı bir ele tutunup kurtulmalı.

Tabi öyle bir el var ise. Böylece dostunu da düşmanını da anlamış olacaktır. Ama içimizde ‘bataklığı geçmek için her yol mübah’ diyenler olduğundan işte orada kafalar da hayat da karmaşık bir hal almakta.

Dostunuzu seçin...

Doğduğumuz zaman ailemizi seçme şansımız, tercih yapma hakkımız yoktur. Ancak dostlarımızı, arkadaşlarımızı, işimizi, sevgilimizi, eşimizi, yaşamak istediğimiz hayatı seçme, tercih yapma hakkımız vardır.

Örneğin dostluklar tesadüfi olabilir. Nerede oturduğunuz, nerede okuduğunuz, nerede çalıştığınız bu konuda belirleyici rol oynar. Bu devirde hayat denen bataklığı geçerken dost bulmak kadar dost olmak ve kalmayı başarmakta da öylesine zor ki...

İşte sırf bu nedenle artık insanları katagorize ediyorum. Anlayacağınız iyi niyetlerle içine girdiğim, hızla geçmeye çalıştığım, adına da “bataklık” dediğim hayat beni buna zorladı.

Sonuç; Demek ki insanlar da yaşananlara ve tecrübelere dayanarak değişebiliyormuş.