HABERTÜRK

Hilal Cebeci'nin beyni


25 Şubat 2012

Sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden yayınladığı özel fotoğraflarıyla uzun süredir gündemde kalmaya çalışan Hilal Cebeci, bu kez organ nakli kuruluşlarına beynini bağışladığını açıklamış. Evet; yanlış okumadınız, beynini bağışlıyormuş. Gelin ufak, hayali bir senaryo yazalım ve canlandırma yapmaya çalışalım. Sürekli racon kesen, külhanbeyi tavırlı bir abimiz elim bir trafik kazası geçirerek ağır bir beyin sarsıntısı geçirir. Beyni kullanılamaz hale gelir.

Aynı gün hikaye bu ya, Hilal Cebeci de kazara tuvalet penceresinden aşağıya sarkarken düşer ve yaralanır. Vücudu işe yaramaz hale gelir. Tüm fonksiyonları durmuş olsa da beyni (yaşarken çok zeki olduğundan) tıkır tıkır çalışmaya devam etmektedir. Hazır yeri gelmişken sizlere "beyin ölümü" hakkında biraz bilgi vermek isterim. Beyin ölümü, tüm beyin fonksiyonlarının geri dönüşsüz kaybıdır.

Beyin ölümü tanısı dünyanın her yerinde aynı standartlarda konur. Genel olarak baş ya da kalp gibi hayati organlara gelen ağır darbeler, yaralanmalar, kan kaybı, şok, oksijensizlik, ödem vb. durumlarda gerçekleşir. Beyin ölümü tanısını 4 branştan oluşan beyin ölümü tespit kurulu koyar. Bu tanının konması, geri dönüşü mümkün olmayan bir ölüm sürecinin başladığı anlamına gelir. O sırada kalp çarpıyor, solunum makineler yardımıyla sürdürülüyor olsa bile beynin kalıcı hasar gördüğü ve kişinin yaşama geri dönme olasılığının kalmadığı kabul edilmişdir. Eğer yakınlarının da itirazı yoksa organları başka bir insana nakledilebilir. Halk arasında bu konu iyi bilinmediginden (Hilal Cebeci örneğinde olduğu gibi) spekülasyonlar sürmeye devam etmektedir. Fakat Cebeci gibi bir örneğe daha önce rastlandığını hiç zannetmiyorum. Çünkü ölmüş olan beyin nakledilemez. (Hele bir de Hilal Cebeci'nin beyni ise...

Birileri organ nakli gerçeğini Cebeci'ye anlatsa ne kadar iyi olacak.) Neyse, bizler hikayemize devam edelim. Sonuçta ortalıkta bağışlanmış başka beyin olmadığından dolayı bizim kabadayıya Hilal Cebeci'nin beyni nakledilmek zorunda kalınmıştır. Fakat yoğun bakımda olduğu süre içinde doktorlar kendisine kadın beyni nakli yapıldığını bir türlü söyleyememişlerdir. Büyük gün gelir ve odasına getirilir. Her nedense doktorlar hariç heskes oradadır. Çocukları, eşi gerçeği öğrenince ne yapacağı korkusu içinde, basın ise 'ilk beyin nakli haberi' yapabilecek olmanın heyecanı içinde kabadayının ağzından çıkacak ilk sözleri merakla bekler. Bizimki yavaş yavaş gözlerini açar. Ellerini saçlarına götürür, gözlerini kırpıştırır, dili ile dudaklarını yalar, gözlerini odadaki en yakışıklı gence dikerek: "Panpişlerim, sizlere bugün twit atamadığım için meraklandınız değil mi?" der.