HABERTÜRK

Harem ne ki, dünyayı ben yöneteceğim


08 Haziran 2012

Böylesine cesur ve çarpıcı lafı kim söylemiş..

Hürrem Sultan

Ne zaman?

19. yüzyılda

Bugün ise 21 yüzyıldayız.

Aradan iki asır geçmiş. Çağımıza “Teknoloji, Milenyum Çağı” deniyor.

20. yüzyılda filmlerde izleyip sonra da; ‘Olur mu canım bu kadarı da abartı’ şeklinde yorumladığımız olayların ya da buluşların neredeyse hepsi birebir gözlerimizin önünde gerçek oldular.

Yaşadığımız çağda her geçen gün bizlerin bile henüz kavrayamadığı akıl almaz yeni teknoloji şahaseri olaylara şahit olmaktayız. 22. yüzyılda ise teknolojinin getirdikleri sayesinde insanlık kimbilir hangi noktalara gelmiş olacak.

Belkide dünyada yer darlığından (şimdi bizlere komik gelse de) hafta sonunu uzaydaki herhangi bir gezegende tatil yaparak geçirmek isteyeceğiz.

Bugün ise 21. yüzyıldayız

Ve bu yıl Türk insanı teknoloji çağını çözebilenlerin bile çözemeyeceği bir olaya ve olayın yarattığı tartışmalara şahit oldu.

Demokrasi, insan hakları, kadın erkek eşitlikleri, özgürlükler gibi kavramlar bu yüzyıla kadar çoktan aşılmışken bir anda ‘kürtaj’ konusu tartışılmaya başlandı.

Tartışmaların başladığı günden beri “Vücut benim vücudum. Kimse anne olma hakkımı bana zorunluluk olarak dayatamaz” şeklindeki isyanlarımı da Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in şu sözlerini işitene kadar sizlerle de hep paylaştım;

“ Anne karnındaki ceninin hayat hakkı vardır. Kürtajı sadece bir kadın meselesi olarak görmek haksızlıktır. Kürtaj insan yaşamına son vermek demektir.”

“Kürtaj haram ve cinayettir. Çocuk düşürmek ve aldırmak gebeliği önleyici tedbirlerden değildir. Çocuk aldırmak cinayet hükmündedir”

“Eğer kadının karnında cenin varsa ; Vücut benim değil mi? Ben karar veririm, diyemez “

İşte ancak bu noktadan sonra aklım başıma geldi ve elma ile armutun birbirine karıştırılıp sonuca varılmaya çalışıldığını fark edebildim.

Sustum...

Ta ki geçen akşam 19. yüzyılda Hürrem Sultan’ın cesurca sarf ettiği; “Harem ne ki dünyayı ben yöneteceğim“ sözlerini işitene kadar.

Ve silkinip benim gibi düşünen bütün kadınlarımıza bir kez daha seslenmeye karar verdim ; Susmayın! Sustukça sıra bize geliyor...