HABERTÜRK

Hangi hayvan uykudayken düşmanını ısırır..


10 Ağustos 2012

PKK’nın İzmir’in Foça ilçesine kadar gelip haince yaptıkları saldırının haberlerini televizyon ekranından izlerken birden aklıma birkaç gün önce yazmış olduğum köşe yazım aklıma geldi.

Hakkari şehitlerimizi toprağa verdiğimiz gün demişim ki;

“Türkiye’nin batısında yer alan İzmir’in tatil beldesi Çeşme’de, ben ve benim gibiler, bizler, rahat ve huzurlu uyurken... Bodrum’da, Denizli’de, Marmaris’te, Antalya’da yatta, katta, hatta atta gezenler huzurla yaşıyorlarken.. Neden ülkenin doğusunda Hakkari’de aynı vatanın evlatları, gece yarısı kurşun yağmuru ile uyanıp can verdiler? Ramazan günü,  sahur saati askerlerimizi uykuda katleden teröristlere hala terörist demeyenlere lanet EDİYORUM...! “

Yazımın üzerinden üç gün geçti ki  PKK beni duymuşcasına Foça’ya geldi.

“Allah’ım ben ne yaptım” diye suçluluk duygusu ile söylenmeye başladım. Sonra da birden, “Neden söyleniyordum ki” diye düşündüm.

Foça, Hakkari ve Şemdinli gibi  Türkiye topraklarına ait değil mi?

Foça’da verdiğimiz şehitlerle, Hakkari’de verdiğimiz şehitlerin farkı olabilir mi?

Hepimiz aynı toprakların evlatları  değil miyiz? Ülkemizde savaş olduğunu ancak burnumuzun dibinde şehit verince mi anlamamız lazım?

Birbirini kovalayan bu düşüncelerle boğuşurken Foça saldırısının saatine birden dikkat kesildim. Hakkari’de sahur saati saldıran hain düşman, Foça’da sabah 8.00‘de saldırmış.

Yani gün başlamadan. Sahil beldesinde yaz sıcağında insanlar uyurken. “Hangi hayvan düşmanına ancak uyurken saldırır?” diye merak ettiğimden internetin başına geçtim.

Sadece sivrisinekler düşmanlarına uyurken saldırırlarmış.

AYKIRI İŞLER

İnternetteki bu buluşum üzerine yoğunlaşmaya çalışırken gözüm Osman Pamukoğlu’nun Genel Yayın Yönetmenimiz Fatih Altaylı ile yapmış olduğu söyleşinin metnine takıldı.

Pamukoğlu, kimsenin söylemeye cesaret edemediği açıklamalar yaparak içinde bulunduğumuz durumun ciddiyetine biraz da olsa dikkat çekmeyi başardı.

Ama bana kalırsa (bugüne kadar PKK ile mücadele eden değerli komutanların, askerlerin, gerek resmi gerek gayri resmi görevlilerin hapiste olduğunu düşünecek olursak) en önemli açıklaması, şu cümlelerin içinde yatıyor:

“Rus ordusu 25 yıldır Şeyh Şamil’le baş edemedi. Bir teğmen, yüzbaşılığına kadar orada kalıyor. Çar özel bir kanunla o subayı Milli Savunma Bakanı yaptı. O subay, Şeyh Şamil’in işini bitirdi. Şamil, en sonunda yanında çocuklarıyla birlikte teslim oldu. Bu aykırı işlem, aykırı adamlarla yapılır. Bu işler, karakolu güçlendirmekle falan olmaz.”