HABERTÜRK

Ezen ve ezilenler


11 Ocak 2018

Bazı insanlar şiddetin ne kadar kötü bir şey olduğunu bildikleri halde kendileri de şiddet uygulamaya devam ederler. Peki neden? Tecavüz ve cinayet haberleri bizi çok şaşırtırken neden bunu yapan kişi gayet normal bir şey yapmış gibi hareket eder? Neden bazı kadınlar şiddet gördükleri halde, bedeninde acı, yara, morluk, işkence izleri olduğu halde şiddeti uygulayandan uzaklaşmak istemezler? Küçükken çok dayak yerdim, ben baba olunca böyle olmayacağım derdim ama şimdi neden ben de çocuğumu dövüyorum?

Neden gazetelerin üçüncü sayfa haberleri çılgınlar gibi sevdiğini söyleyen kişiyi öldürenlerin hikayeleri ile dolu? Bu nasıl bir sevgi? Neden bazılarının öfkesi saldırganlığa dönüşürken bazılarının ki dönüşmez? Neden biz ezildik diye hak aramaya giden, eşitlikçi olduğunu iddia eden arkadaşlarımızın zamanı gelip güç ve otorite sahibi olduktan sonra ötekileri ezdiğine şahit oluruz? Küçücük bir çocuk düşünün. Evde sürekli öfkeli sürekli anneyi döven etrafa korku salan bir baba.

Ezilen ama kaçıp kurtulmayı düşünmeyen bir anne. Annenin korkusu çocuğa da geçer. Çünkü baba ona da saldırmaktadır. Bu çocuk için yetişme döneminde iki model vardır. Ezen ve ezilen. Bu iki model dışında bir model olduğunu öğrenemeden büyür. Sevgi ve şefkat dolu bir ortamda büyümediğinden almadığı sevgiyi vermeyi de bilemez. Böylece kendisine güçlü olan rol modelini seçer. Ezilen değil ezen olmayı seçer.

KARŞI KARŞIYA KALDIK

Yıllar geçti ve biz Türk halkı olarak günlerce televizyon ekranından farklı farklı kız çocuklarının cinayetlerine üzülür, şaşırır bulduk kendimizi. Bu yıkıcı, üzücü olaylarla kim bilir kaç bin defa karşı karşıya kaldık.... Neden şaşırıyoruz ki bu kadar? Çocuk doğurmak değil miydi tek hedefimiz? Komşumuzdan gelen seslere sessiz kaldık.

Göz yumduk bir çocuğun, bir kadının şiddet, işkence görmesine. Çünkü belki yakınımız değildi belki zaten bizim çocuğumuz değildi. Ama düşünemedik, bir güzel çocuk yetişir hepimize ışık olur, bir talihsiz çocuk yetişir bizim çocuğumuzun katili olur.

Düşünemedik dünün ezileni, yarının ezeni, sadisti olur diye... Oysa ezilen gidebilseydi ezildiğinde yaşadığı duyguya, bugün ezilenle empati kurar ezmezdi kimseyi. Ama ezildiğinde kaçamadığından bu duygudan bir daha ezilmemek adına ezen olmayı seçti...

Ve işte cinayetlerin sonu o nedenle gelmiyor, bir türlü kökü kazınamıyor. Çok çocuk doğurmak değil, insan yetiştirebilmek önemli olan.