HABERTÜRK

Dul kadın maaşı karmaşası


17 Nisan 2012

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı açıklama ile erkek evladı olup eşi vefat eden ve sigortası bulunmayan kadınların 250 TL dul maaşı alabileceğini söyledi. Maaş almak isteyen kişilerin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakıflarına başvurması gerekiyor. Ayrıca 110 TL yaşlılık maaşı alan kadınlar, eşleri hayatta değilse yaşlılık maaşı yerine bu 250 TL’lik maaşı alabileceklermiş. Buraya kadar anlaşılmayan bir şey var mı?

Sanırım yok...

8 Mart’tan bugüne kadar tam 180 bin kadın maaş talebinde bulunmuş. Dosyalar tek tek incelenmiş ve bugüne kadar 60 bin kadına maaş bağlanmış. Talepleri almaya hazırlanan vakıflar tarafından dul maaşı istekli dosya sayısının 200 binlere ulaşacağı kaydedilmekteymiş.

Şimdi gelelim anlaşılmayan bölüme; babasının yanında kalan dul kadınlara red cevabı verilmekteymiş.

İyi de kadının parası olsa neden babasının yanında kalsın?

Kadıncağınızın 250 TL üzerinde geliri olsa ev kirasını ödeyebilecek durumda olurdu, ama bu defa da dul maaşını alamaz.

Yani kadının gelirinin 701 TL’lik asgari ücretin altında olup kirasını bile ödeyemecek durumda olması gerekiyor.

Ha bir de erkek çocuğu ,18 yaşından büyük 25 yaşından küçük olmak zorunda. Okuyorsa okuduğunu belgelemeli, okumuyorsa hastane raporu vermeliymiş.

Ve bütün bu olumsuz şartlara rağmen babasının evinde oturmayacak?

Söz konusu edilen paranın miktarı ise topu topu 250 TL.

Ne dul kadının çocuklarıyla bir ayı geçirmesine ne de kirasını ödemesine yeter.

Ama kadın yine de babasının yanında kalıyor olmamalıymış.

Bu kadar mantıksız bir durum olabilir mi?

Peki dul kadın nerede oturacak?

O gözler...

Hafta sonu kafamı boşaltmak için ufak bir alışveriş turuna çıkmıştım. Dükkanda cıvıl cıvıl renklerdeki sezon kıyafetlerine bakarken, yanıma çarşaflar içinde sadece gözleri gözüken bir kadın yaklaştı. Yakından baktığımda çarşafın ardından bakan gözlerin arasından siyah bir kumaş parçasının geçtiğini fark ettim. Her tarafını örttüğü yetmemiş gibi iki kaşının arasını da kumaşla kapatmış. Ben merakla onu incelerken, o da ben neye bakarsam onlara bakmaya başladı. Bir ara içimden; “Ben elimi neye uzatsam o kıyafetlere bakıyorsun. Neden kendini o çarşafın arkasına hapsettin. Beni örnek alarak baktığın kıyafetler ise ayrı bir konu. Nerede nasıl giyeceksin bunları” demek gelse de kendimi tuttum.

Neden mi?

Ya o da bana kendi düşüncelerini açarak benim giyim tarzımı sorgulasa?