HABERTÜRK

DP, Manisa'da sahaya indi


25 Kasım 2009


Hani derler ya “Bayram değil, seyran değil eniştem beni neden öptü?” Seçim arifesinde bile olmamamıza rağmen Demokrat Parti (DP)Manisa’da cumartesi günü ilk mitingini gerçekleştirdi. “Tek Yürek, Tek Türkiye” sloganı ile yola çıkan DP’nin asıl amacı henüz gerçekleşmiş olan ANAP-DP birleşmesinin verdiği heyecanı halka yaymaktı.
Uzun zamandan beri DP lideri Hüsamettin Cindoruk’u kürsüde halka hitap ederken izlememiştim. Ekranlarda performansı mükemmel olsa da kürsü de konuşmak, halka hitap etmek her baba yiğidin harcı değildir. Örneğin benim ödüm kopar televizyon programlarına davet edilmekten.
Çünkü yazmak başka şey, konuşmak bambaşka. Keşke yazabildiğim kadar konuşabilsem. Fakat sayın Cindoruk gördüğüm kadarı ile kürsü performansından da bir şey kaybetmemiş.

ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?

Halka hitaben yapmış olduğu konuşması, bir anda halk ile sohbete döndüğünde kendi kendime ‘işte gerçek siyasetçi’ diye düşünmekten kendimi alamadım. Halkın sorularına tek tek canı yürekten cevaplar veren, onlarla espri ile karışık dertleşen, söyleşen, bağırmadan konuşan bu siyaset adamını tanımış olmaktan bir kez daha mutluluk duydum. Başbakan Erdoğan, Baykal ve Bahçeli’ye yüklenerek,”Vatandaşlarıma samimi bir ricada bulunuyorum; lütfen bu liderler konuşurken, çocuklarınızı televizyondan uzaklaştırın. Benim bu liderlerin kullandıkları ifadeleri kullanmaya terbiyem müsaade etmiyor. Lütfen bu öfkeyi, bu nefreti, bu seviyesiz üslubu görmesinler. Muhalefetin sözlerini çocuklara izletmeyin“ ricasında bulunurken, acaba kendi söylediklerini hatırlıyor mu?

BARİ MAÇ DİNLEMEYELİM

“Ananı da al git“, “Askerlik yan gelip yatma yeri değil..“ Bana kalırsa Erdoğan, Baykal ve Bahçeli’yi seyretmeyin derken, seyredilmesi gereken siyaset adamlarından da bahsetmeli. Boğazı parçalanırcasına bağırmadan, kibar konuşan tek liderden, yani sayın Cindoruk’tan. Cindoruk’un halka kürsüden hitap ettiği konuşmasının her bölümü can alıcı idi. Fakat beni en çok açılımları eleştirirken, “Başbakan, isteyen Kürtçe seçim propagandası yapsın, diyor. Peki biz propagandadan ne anlayacağız“ sözleri endişeye düşürdü. Hakikaten Kürtçe propaganda yaparken ister misiniz bize seçim propagandası yerine maç anlatsınlar, biz de aval aval dinleyip alkışlayalım?