HABERTÜRK

Dövme meselesi


06 Temmuz 2014

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Riva’daki Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nin açılış töreninde Galatasaray’ın genç futbolcusu Berk Yıldız’ın kolundaki dövmeleri görünce, “Bu dövmeler ne ya? Niye böyle vücuduna zarar veriyorsun? Yabancılara aldanmayın. İleride, Allah muhafaza, cilt kanserine varıncaya kadar yapabilir” diyerek bana kalırsa yine özel hayata müdahele etti.

Biraz olsun tanıdığıma inandığım Başbakan Erdoğan bu işin peşini bırakmayacaktır.

18 yaşındaki futbolcu dövmeleri silmek için söz vermiş.

Şimdi genç futbolcunun gerçekten dövmelerini sildirip Başbakan’a verdiği sözü tutup tutmayacağını merakla beklemekteyim.

Çünkü benim bildiğim Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçim çalışmaları telaşı biter bitmez ilk iş olarak genç futbolcuyu kontrol ettirecektir.

Neden mi?

Kendince yanlış olana müdahale etmeden duramadığı gibi kontrolü de elden bırakmıyor da ondan.

Var mısınız iddiaya?

DİYANET’İN KARARI

Günlük yaşama dair vatandaşlardan gelen soruları değerlendiren Dinayet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, hatırlarsanız dövme yaptırmanın caiz olmadığına hükmetmişti.

Kurul, kararında; Vücuda iğneler batırılıp, açılan deliklere boyalı maddeler konularak yapılan dövmenin, eski çağlardan beri yapılan bir cahiliye adeti olduğuna dikkat çekmiş ve dövme yaptırmanın sağlık açısından da zararlı olduğuna dikkat çekmiş, açıklamasını da şöyle yapmıştı;

“Sağlık açısından zararlı olduğu gibi, dinen de yasaklanmıştır. Nitekim, dikkat çekmek, daha güzel görünmek amacıyla, yaratılıştan verilmiş olan özellik ve şekillerin değiştirilmesi İslam dininde, fıtratı bozma kabul edilerek yasaklanmıştır (Nisa 4/119). Hz. Peygamber (s.a.s.), süslenmek maksadıyla vücuda dövme yapmak, dişleri incelterek seyrekleştirmek gibi ameliyeleri, yaratılışı değiştirmek, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanların ve yaptıranların Allah’ın rahmetinde uzak olacağını bildirmiştir. Dolayısıyla dövme yaptırmak caiz değildir.”

Dinayet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun bu açıklaması din adamları arasında tartışmalara ve bölünmelere yol açtı. İşte o zamandan beri benim de aklım karıştı.

Bu durumda gelişen tıbbın ve teknolojinin getirdiği bir çok yenilikten (yaradılışı değiştirmek ve fıtratı bozmak söz konusu ise) insanoğlunun uzak durması gerekmez mi?

Örneğin dişlere protez yaptırmak, lamine kaplatmak. Ya da estetik ameliyatlar, botokslar, dolgular vs...

Eeee.... Peki bu durumda AK Partili bir çok siyasetçinin eşlerinin yapılı olan dişleri, botokslu yüzleri fıtrata aykırı değil mi?

Dedim ya kafam karıştı...