HABERTÜRK

Diktatörlük tartışması


24 Ağustos 2013

Diktatörlük tartışması uzun süredir gündemimizi meşgul etmekte. Hele hele Başbakan Erdoğan'ın şu sözleri tartışmayı daha da alevlendirmiş gözüküyor; "Diktatörlük türküsü söyleyenlere mart ayında gereken cevabı vermek zorundayız. Bize diktatör diyenlere buradan hodri meydan diyorum. Demokratik, özgür şekilde millet sandık başına gidecek. Kimin diktatörlük peşinde olduğunu millet ortaya koyacak. Diktatör görmek istiyorsanız Mısır'a gidin."
Ülkemiz de özellikle, basın sektörünün, iş dünyasının, kısacası iktidarı eleştiren, muhalif olduğunu yüksek sesle söyleyen birçok kesimin uzun süredir baskı altında olduğunu bilmeyen duymayan belki bir sağır sultan kaldı. Hatta o bile duymuştur da korkudan duymamazlığa gelmektedir.. Son 10 yıldır yaşam şekillerimizi etkileyen ülkemizde ki yasaklananlar listesini saymaya bir başlarsam bugünkü yazı konumun dışına çıkmış olurum.
Konu diktatörlükten açılmışken son günlerde elimden düşürmediğim Emre Kongar'ın "İçimizdeki Zalim" kitabı bu konuda bana oldukça yardımcı oldu.
Kongar'ın kitabında anlattığı "Diktatör" tanımı şöyle;
"Diktatörler bilimi, yargıyı, kültür ve sanatı sevmezler. Çünkü diktatörler bilimi, yargıyı, kültür ve sanatı kolay denetleyemezler.
Ayrıca diktatörler kendi kafalarına uygun, kendileri gibi düşünen, kendileri gibi yaşayan "tek tip insan" yaratmak ister. Böyle bir "tek tip insan" üretimi, bilim, yargı, sanat ve kültür alanında olanaklı değildir. Çünkü bilim, yargı, sanat ve kültür, çeşitliliklerle ve yaratıcılıkla beslenerek, çoğulcu bir yapı çerçevesinde, özgürlük içinde gelişir; kendi evrensel doğrultularını izler, insanlığın doğa ve birbirleriyle olan ilişkilerinde gerçeği, adaleti ve güzelliği yansıtır.
İşte diktatörler, kendilerinden bağımsız gelişen, kendi yalanlarını, adaletsizlerini ve çirkinliklerini sergileyen bu etkinliklerin amansız düşmanıdır. Bilimin de, adaletin de, kültür ve sanatın da kendilerinden sonra bile yaşayacağını yargılayacağını bilirler. Bu açıdan umutsuz ve sonuçsuz bir çabadır bu denetim çabası. Diktatörlüğün gücüne bir de bu umutsuzluk bilinci eklenince, artık saldırının acımasızlığına sınır tanımaz olur."

Bilmeyenler için ufak bir hatırlatma yapayım;
Hitler de bilime, yargıya, kültüre ve sanata düşmandı..