HABERTÜRK

Ben bu işi anladım


25 Haziran 2011

12 Haziran seçimlerinin üzerinden günler geçmesine rağmen tartışmalar sürüp gitmekte. Kulak misafiri olduğum her masada neredeyse sırf siyasi olaylar, siyasi gelişmeler konuşulmakta...

Çeşme’de yanımızdaki masada ikisi erkek, biri kadın üç kişi hararetli bir şekilde sohbet etmekteydiler. Kadın; “Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’ı madem hapisten çıkarmaya niyetleri yoktu, neden sandığa girmelerine, aday olmalarına göz yumdular dersiniz?”

Erkeklerden AK Parti’ye oy verdiği anlaşılan; “Kabahat onları aday gösteren siyasi partilerde...”

Kadın; “Hoppala, ne alakası var...? Adamların hüküm giymişliği, ispatlanmış bir suçları yok ki... Sırf bu nedenle de Yüksek Seçim Kurulu aday olmalarında bir sakınca görmemiş.”

Aynı fikri paylaştığı belli olan diğeri; “Mahkemenin tahliyelerini ret gerekçesi de son derece saçma. Efendim deliller tamamen toplanamamış..mış. Adamlar yıllardır tutuklu. Hala delil bulamadılarsa demek ki suçlu değiller. Kuvvetli suç şüphesi varmış. Tahliye taleplerinin yasal dayanağı yokmuş.

Her ikisi de milletvekili seçilip mazbatalarını alma hakkı kazandıklarına göre bundan daha iyi yasal dayanak olur mu?”

Sağımızda oturanların tartışmaları sürüp giderken solumuzdaki masada 70’li yaşlarda iki çift, seslerini yükseltmemeye çalışarak sohbet etmekteydiler.

Saçları bembeyaz ve kısa kesilmiş olan beyefendi; “Toplum içinde artık emekli askerim demeye korkar oldum. Bugünleri de göreceğimiz varmış. Fırında, çarşıda, manavda geçmişten asker bir tanıdığıma rastlarım, kimliğim ortaya çıkar korkusu taşıyacağım, 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi.”

Eşi; “Aman hayatım, sesini yükseltme. Bir duyan olursa yanarız. Bu yaştan sonra başımızı derde sokmayalım.”

Sağımızdaki ve solumuzdaki tartışmalar sürüp giderken bizim masada da durum farklı değildi. Çevremi dinlemeye öyle dalmışım ki bana yöneltilen bir soruyu ancak eşimin beni dürtmesiyle fark edebildim.

Eeee, yazar hanım.. Siz gelişen olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?”

Ben; “Vallahi ne yalan söyleyeyim hiçbir fikrim yok. Artık anlamaya da çalışmıyorum.”

Haberal ve Balbay’ı kastederek; “Seçilmiş olmaları onların parlamentoya geleceği anlamına gelmez. Kararı yargı verir’ demişti. Başbakanımız ne derse doğrudur. Ne söylediyse doğru çıktı. Sizler ne düşünüyorsunuz?”

Masaya bir anda sessizlik hakim oldu. Kimse bana yanıt vermedi...

Ve birden; “Bu yıl yaz ayları serin geçecekmiş...” dememle havalara yönelik sohbet devam etti.

Havaların serin geçeceği konusunda herkes hemfikir olduğundan olsa gerek yemek bitene kadar bir daha masada siyaset konuşulmadı.