HABERTÜRK

Bayramda kadına kalkan eller kırılsın


03 Eylül 2011

Türkiye’de biz kadınlar değişik biçimlerde şiddete uğruyoruz. Kadınların eğitimden yoksun bırakılarak eve mahkum edildiği, ekonomik faaliyetinin yasal ve geleneksel birçok engelle kısıtlandığı, çalışma yaşamında binbir haksızlık ve ayrımcılıkla karşılaştığı, toplumun en fakir kısmını oluşturduğu ve kendi kaderine terk edildiği koşullarda, şiddetin ilk hedefi de doğal olarak korumasız ve zayıf olan biz kadınlarız!

Son zamanlarda sosyal statüsü yüksek olan kadınlardan tutun da tarlada çalışan kadınlarımıza kadar hepimizin ‘Köle Isaura’dan farkımız yok.

Hatırlarsanız hepimizi ekranlara kilitleyen ‘Köle Isaura’ adında bir televizyon dizisi vardı. İster okumuş ister okumamış olalım HEPİMİZ KÖLE ISAURA’YIZ...!

Bu duruma (inanmayacaksınız ama en dişli geçinen) ben bile dahilim.

Nasıl mı?

Gecenin bir vakti yorgun argın eve gelmişiz. Tek istediğim üzerimdekileri bir an önce atıp yatağa boylu boyunca serilmek. İşte tam o esnada:

Karıcım sırtımı kaşır mısın?”

Bacaklarım nasıl ağrıyor, bugün çok yorulduk değil mi?”

Canım, biliyorsun alerjim var. Yine yumuşatıcı kullanılmış bu yatağa giydiğim tişörtte... Lütfen daha yumuşağını verir misin?”

Biliyorum çok şey istedim; inan bu sonuncusu... Rica etsem yatmadan önce bana bir bardak ayran verir misin?”

Bu ritüel hemen hemen her akşam farklı isteklerle tekrar ettiğinden, günün yorgunluğu sanki bende yokmuş gibi tek kelime etmeden bütün isteklerini yerine getiririm.

(Bu arada içimden söylendiğim her kelimeyi tahmin ettiğini bana söylemeyi de ihmal etmez.)

Çünkü biliyor ki bir tekine itiraz edecek olsam hiç üşenmeden büyük bir enerji ile (sanki yorgun olan o değilmiş gibi) milattan önceki bir olaydan yola çıkarak sabaha kadar konuşmaya başlayacak. (Bütün erkeklerde olduğu gibi hiç susmaksızın söylenebilme yeteneği benim eşimde de mevcut.)

Anlayacağınız, kadına şiddet yalnızca bedenlere zarar vermekle olmuyor. Kadınların öz saygısını, ihlale direnme ve hak arama arzusu erkekler tarafından bilinçli veya bilinçsiz olarak zayıflatılmaya çalışılıyor.

Bugün dünya üzerinde yaşayan kadınların yarısı ise eşlerinden fiziksel şiddet görüyor. Örneğin;

- Çin’de, yılda 1 milyon kız çocuğu doğar doğmaz öldürülüyor. Dünyada bu yolla kaybedilen kadın sayısı 40-50 milyonu buluyor.

- Uluslararası Göç Örgütü, her yıl 2 milyon kadının sınır ötesi kadın ticaretinde kullanıldığından bahsediyor.

- ABD’de her 6 dakikada bir kadına tecavüz ediliyor.

- İngiltere’de, her 7 kadından biri birlikte olduğu erkek tarafından tecavüze uğruyor.

- Fransa’da, her ay 6 kadın aile içi şiddet nedeniyle hayatını kaybediyor.

Türkiye’de ise

- Adana’da sokak ortasında, polislerin gözü önünde vahşice bıçaklanan,

- Diyarbakır’da, kendilerine ve kocalarına bilgi verilmeden kısırlaştırılan,

- Namus cinayetleri sonucunda yaşamlarını yitiren yüzlerce sessiz kadın var.

Mübarek Ramazan Bayramımızda bile...

İyi de... Nasıl ve ne zaman kadına şiddete son verilecek?(Yaza yaza, sora sora bir hal olduk...)