HABERTÜRK

Almanlar olmasa ne yapardık?


23 Kasım 2009


Türkiye'de yüksek yargıyı da kapsayan dinleme iddiaları sonunda Alman basınında da geniş yankı bulmuş. Haberi okuduğumda "iyi ki Almanlar var" diye düşünmekten kendimi alamadım. Çünkü hatırlarsanız, 'Deniz Feneri' davasının Alman basınında yer almasıylaTürk milleti davanın seyrini takip etme şansına sahip olmuştu. Alman mahkemelerinin cevap aradığı, bizim mahkemelerimizin üstünde durmadığı birçok sorunun cevabını da yine onlar sayesinde öğrenmiştik.
İyice çığırından çıkan telefon dinlemeolayımızı da Alman Süddeutsche Zeitung gazetesi "Telekulak Cumhuriyeti Türkiye" başlığı ile şöyle vermiş: "Burada gazeteciler önemli görüşmelerde hemen cep telefonlarını kapatıyorlar. Bakkal bile, telefonunu çırağa verip dışarı gönderiyor, sonra politikacılara küfrediyor."

MANŞET YAPINCA ANLADIK

Bu haber Alman basının da yer aldığından beri bütün televizyon kanalları telekulak skandalımızın analizini yapmakta. Anlaşılan o ki Alman gazetesi yazmasa yinekonu bu kadar önemsenmeyecek, devekuşu misali kafamızı kuma gömmeye devam edecektik. Ama popomuzun açıkta kaldığını ancak Alman basını bizi manşetyapınca anlayabiliyoruz. Sağolsun var olsun Almanlar.!
"Burada gazeteciler önemli görüşmelerde hemen cep telefonlarını kapatıyorlar. Gerçi bunun yeterli olmadığını uzmanlar da söylüyor. Kapalı cep telefonu üzerinden de konuşmaları dinlenebiliyor" şeklinde habere devam eden Alman gazetesi ayrıca bir de tavsiyede bulunmuş: 'Telefonunuzun şarjını mutlaka çıkarın.' Yargıtay bile dinlenirken telefon şarjını çıkarmak çözüm mü? Dinlemek istedikten sonra üstünüze başınıza, saçınıza, arabanıza, aklına gelmeyecek her türlü yerinize mikroçip koyar yine dinlerler.

NE KADAR KÖTÜ BİR HİS

Eski YÖK Başkanı Kemal Güriz veeşi ilebir akşam Çeşme'de sohbet ediyoruz. Sohbet esnasında bir ara cep telefonlarımızın masanın üzerinde durduğu gözüme takılmıştı. Gayri ihtiyari cep telefonumu elime alıp şarjını çıkardım. Kemal Güriz, "Hiç kendini sıkma, üzücü bir durum. Herkesin belli ki huzuru kaçmış" dediğindeyüzündeki buruk ve üzgün ifadeyi görünce yaptığım hareketten utandığımı hatırlıyorum. Türkiye'nin kendi vatandaşlarının özel alanına girmesi yeni bir şey olmasa da, dostortamında bu huzursuzluğu yaşamak inanın oldukça kötü bir his idi. Bu arada Almanya'da 2008 yılında sadece 16 bin 500 kez telefon dinlenmiş. Herhalde birileri bizimkilere, "Ne kadar çok insan dinlersen, o kadar çok suçlu bulursun" dedi.