HABERTÜRK

2010 yılı ajandası


24 Aralık 2009

Oldum olası yılbaşı dönemlerinden nefret ederim. Aralık ayı geldiği an mağaza vitrinlerini süsleyen geyikler, kar görüntüleri, hediyeler arasındaki Noel Baba herkesi sevince boğarken beni de tam tersi hüzünlendirir. İçimden "Bir yıl daha bitti. Bir takvim cildi daha eskidi. Oğlum boyumu geçti.
Yüzümdeki çizgiler derinleşti. Bunda sevinecek ne var bu kadar?" der, söylenir dururum. Hele bir de 2010 yılının 2009'dan hiçbir kalır yanı olmayacağı gün gibi aşikar ise... Merak etmeyin 2010 yılında yine çeşit çeşit açılımlar, zamlar, işsizlik gibi sorunlar kucağını açmış bizleri beklemekte. Muhalefetin "bölücülük" eleştirilerine karşın, hükümetin önceliklerinden biri yine "demokratik açılım" olacak.

ZAM YAĞMURU KAPIDA

Başbakan Erdoğan'ın "Hazmede hazmede, hazmettire hazmettire ilerleyeceğiz" dediği ve "inadına açılım" diyerek kararlılığını ortaya koyduğu girişimler 2010 yılında yeniden pişirilip pişirilip önümüze konacak. Artık hazmeder miyiz, etmez miyiz şimdiden bilemesem de, bildiğim bir şey var ki oda cevabı sandıkta vereceğimizdir. Gece yarısı çıkardıkları yasalarla nam salmış olan iktidar partisi, 2010 yılında haddinden fazla gece mesaisi yapmak zorunda kalacak. Çünkü çıkarmak istedikleri yasalar son derece "kritik" olacağından gece yarısı operasyonlarına ihtiyaç duyacakları muhakkak. Ha birde, açılım çerçevesinde çeşitli grupların terör örgütünden ayrılarak Türkiye'ye dönmesi de beklenmekte. Tabi bütün bu yaşananların sokağa yansımaları nasıl olacak? İşte onu da hep beraber izleyerek öğreneceğiz. IMF ile anlaşmayan hükümet olma sıfatını seven AKP iktidarı, 2010 yılında anlaşma zemini arayışlarına devam edecek. Hem de ivedi olarak... 2010 yılının seçimlerin yaklaşmasından dolayı ekonomide iyileşme olacağını sananlar ise yanılıyor. Biraz olsun sandık korkusuyla ertelenseler de zam yağmuru kapıda...

ISITIP ISITIP SUNACAKLAR

Ermenistan ile imzalanan protokolün Meclis'e getirilmesi için ABD ve AB şimdiden kapımızı çaldılar. Kıbrıs'taki açılımın boyutları ve hükümetin alacağı kararlar tartışmaları gerginliğe kadar götürecek. Kıbrıs, Fener-Rum Patrikhanesi, Heybeliada Ruhban Okulu konuları yine hükümetin önünde olacak. Onlarda pişirip pişirip bize sunacak. Yani Ermenistan açılımı, Kıbrıs açılımı derken her gün aynı pilavı yemeye devam edeceğiz.
Keşke birileri çıksa da "Her gün aynı pilav yenmez!" diye bağırma cesareti gösterse.