HABERTÜRK

1860'lardan beri basın hep dertliymiş


05 Nisan 2010


Türkiye'nin gündem değiştirme ustaları, yine büyük bir beceri ile gündemi değiştirerek bizleri meşgul edecek yeni bir konu buldu.
Günlerce kabusumuz haline gelen Balyoz Harekatı'na ne oldu? Olayın külleri daha soğumadan tutuklanmış emekli askerlerimiz, birkaç gün önce sessizce salıverildi.
Yeni gündemimiz olan 'Anayasa değişikliği paketi' ile fazlasıyla haşır neşir olduğumuzdan bizler farkında olmadan olaylar tereyağından kıl çekercesine gelişti.
Çünkü ülkeyi yönetenlere göre 'basın' kontrol altında tutulmazsa her an serseri mayına dönüşebilecek bir güç. Son günlerde memleketin neredeyse bütün köşe yazarları anayasa profesörü kesildi.
Siz en iyisi onları okumaya devam edin... Çünkü ben, sırf bu nedenle kendi gündemlerimi yaratmaya karar verdim.
Neden mi? Çünkü 1860'larda basının bir güç olmaya başladığı ilk yıllardan 1980'lerin sonuna kadar olan dönemde ülke, basın özgürlüğünde hep bir adım ileri, iki adım geri gitmiş. Basınla ilişkisinin sık sık gerginleştiği gözlenmiş.
Yani geçmişimize bakacak olursak basına sık sık göz dağı veren Başbakan Erdoğan'a yüklenirken biraz haksızlık ediyoruz. Yaklaşık 120 yıllık dönemde iki güç arasındaki ipler zaten sık sık yaşanan krizlerle kopacak noktalara gelmiş. Hatta II. Abdülhamit devrinde, iktidar basına karşı ön sansür uygulamaktaymış. Gazete ve dergiler,
yayımlayacakları yazıları sansür heyetine yolluyor, sansür memurları uygun görmedikleri paragrafları işaretleyerek geri gönderiyorlarmış. Ancak 24 Temmuz 1908'de, 2. Meşrutiyet döneminde gazeteler, ilk kez sansür olmadan yayınlanmaya başlamışlar.
Gelin sizlere tam Aziz Nesinlik bir hikaye anlatayım:
1 Mart 1961 'de CHP'nin eski Genel Sekreteri Kasım Gülek, Tanin gazetesini çıkarmaya başlamış. Aziz Nesin de bu gazetede yazarmış. Ancak bir yazısı Milli Birlik Komitesi'nin hiç hoşuna gitmemiş. 18 Mayıs 1961 'de Yazı İşleri Müdürü İhsan Ada ile birlikte tutuklanmış. Ertesi gün Kasım Gülek, Tan Gazetesi'nde şöyle bir açıklama yayınlamış:
"Dün nezaret altına alınan muharrir Aziz Nesin'in bir hafta önce gazetemizle ilişkisi kesilmiştir. Esasen bu yazarın son zamanlarda gazetemiz için yararlı olmadığına kanaat getirmiştik..."
Nasıl... ? Bu yaşanmış örnek sizlere yakın geçmişten bir şeyler anımsattı mı?
Ne demişler; tarih tekerrürden ibaretmiş. Milenyum yıllarında bile olsak ne iktidardakilerin ne de insanoğlunun davranış şekli değişiyor. Özellikle geçmişe özlem duyarak yine o yıllara dönmeye çalışanların...